selmazarif
![]() Konu Sayısı: 1 Mesaj Sayısı: 1 |
AY'da Tefekkür...
Fecrin bir kısmı sıyrılmış halde iken, pencereye yöneliyorum. Maksat, odayı havalandirmak... Sema'da gece. Mor'dan laciverte çalan bir gece... Gözüm titrek bir yıldıza çarpıyor. Kim bilir ne kadar ötelerden göz kirpiyor, kendisini farkeden yahut farkettirilene... Ardından parlak bir yıldız görünür oluyor. İhtimaldir ki, bilinmedik bir zamanda ömrünü tamamlayıp, sönen bir yıldızın parıltısıdir görünen... Ve Mor'dan laciverte tüm renkleri geçiyorum. Ta ki, en parlagini görene dek... Tam ortasından bölünmüş, yarısı görünen, yarısı görünmeyen nur... Gece'nin nuru... Hani, Alemlere Rahmet gönderilenin parmakları arasında, edebinden çatlayan, yarilan Ay!... Hani, her şeyin Malik'inin, Melik'inin, Latif'inin kelamina mazhar olan, övülmüş Ay!... Ey Ay! Sen misin beni pencereye çağıran?... Lacivert'in her hecesinde, gözleri kamaştıran ışığını, parlaklığını gostermek midir niyetin?... Bir nur, peygamber karşısında nasıl dağılıyor bak da edep nasıl olur, düşün diye mi içine çeker aydınlığın?... Yoksa Ey Ay! Nur'lu Ay! Nur'unu çatlatacak Nur'u yaratan, Nur üstüne Nur'u mu anlatmak ister halin?... Ey Ay! Gözlerimi kamaştırman boşuna değil! Aydınlığının içinde ne sırlar gizli... Bakanı kamaştırıyor, göreni düşündürüyor... Boşuna değil parlaklığın... Sen diye başlayıp, bütün Gece'ye, bütün Sema'ya, en ötelere ama aynı anda, en yakinlara, renkleri temaşa eden gözlere, hisseden Kalb'e, düşünen Akıl'a, en nihayet şah damarına varıyor bu yolculuk... Yani uzun, yani zorlu bir yolculuk... Gönül akmaya devam ededursun, kalem yorulur, söz susar... Vesselam. |