Turkann
![]() Konu Sayısı: 1 Mesaj Sayısı: 1 |
NEDEN İNGİLİZCE?
“Hocam neden biz İngilizce öğreniyoruz ki? Onlar da bizim gibi Türkçe öğreniyorlar mı?” Bu soru mesleğe başladığım zamandan beri öğrencilerim tarafından sorulmuştur hep.İtiraf etmeliyim ki serzeniş içeren bu ifadeleri ne zaman duysam yaşadığımız çağın gerçeklerinden bihaber olan bu genç zihinlere karşı bir acıma hissi kaplamıştır içimi. Elbette bunu onlara hissettirmeden nazik bir dille izah etmeye çalışmışımdır her seferinde: “ Bakın arkadaşlar,İngilizce ekonomik ve dolayısıyla kültürel olarak dünyaya egemen olan ABD’nin sayesinde sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ticaret,internet,bilim,diplomasi ve uluslararası ilişkilerin dilidir. Ama şu çelişkiye bakın ki, İngilizce aslında dünyanın en çok konuşulan dili bile değildir. Hatta ikinci bile değildir.Çince ve İspanyolca’dan sonra en çok konuşulan üçüncü dildir. Öyleyse, şimdi ben soruyorum size: Dünyada sadece 400 milyon insan tarafından anadil olarak konuşulan İngilizce’yi neden öğrenmeliyiz?
Bilgi güçtür ve yaşadığımız çağın adı “Bilgi Çağı”dır. Demir Çağı’nda elinde bronz kılıcı bulunan bir insan nasıl yenilgiye mahkum olduysa, günümüzde de bilgi üretemeyen ve üretilen bilgiye ulaşamayan toplumlar kolaylıkla başka milletlerin oyuncağı haline gelmektedir.
Velilerimizden “Çocuklarımız ilkokuldan itibaren İngilizce öğrenmeye başlıyorlar; ancak bir türlü İngilizce konuşamıyorlar?” yada biz eğitimcilerden dahi “Biz okullarımızda İngilizce öğretemiyoruz.” gibi yakınmaları sıkça duymaktayız. Bu durumu, öğretim programlarından tutun da ders kitapları,öğretmen tutum ve davranışları,öğrencilerin ilgisizliği,sınıfların kalabalık oluşuna kadar çeşitli sebeplerle açıklamaya çalışabiliriz. Ve sanırım esas burda yanılgıya düştüğümüz için bir arpa boyu yol katedemeyiz. Eğer İngilizce bir ders ise, çocuklarımızın ilkokuldan itibaren almaya başladıkları ana dilimiz Türkçe,temel Matematik becerileri, sosyal bilgiler, fen bilgisi gibi derslerde de aynı yetkinliğe sahip olmaları gerekmez mi?
Şu gerçeği hepimiz biliyoruz ki öğrenme ihtiyaçtan doğar. İngilizce bir ders değil, bir yaşam biçimidir benim dünya görüşümde.Bu felsefeyi benimsemiş çocuklar ve gençler daha ilk derste biz yabancı dil öğretmenlerinin dikkatini çekerler.”İngilizce’yi yaşam biçimi haline getirmek de nedir,nasıl oluyor ki acaba?”dediğini tahmin edebiliyorum bazılarınızın. “Öğrenme,ömür boyu devam eden bir süreçtir.” sözünü duymuşuzdur mutlaka.Öncelikle İngilizce öğrenmenin hayatımızda belli bir döneme sığdırabileceğimiz bir durum olduğunu söylemekle hata ederiz.O,asla bitmeyecek bir serüven gibidir. İngilizce’yi yaşayarak farklı insanları,farklı kültürleri,farklı yaşam biçimlerini de öğreniriz.Bu farklılıkların farkında olmak da bizi daha hümanist,yeniliklere açık,empati kurabilen ve bu farklılıklara karşı anlayışla yaklaşabilen biri olmamızı sağlayabilir.
Yabancı dilde kaleme alınmış edebiyat,müzik,tiyatro,sinema gibi eserleri takip ederek tüm bu sanat dallarından zevk alabiliriz.Başka bir dilde düşünebilmenin ne denli keyifli olduğunu ancak bu hissi tadanlar bilebilir.
Bunun yanısıra “cesaret” yabancı dil felsefesinin kilit noktalarından belki de en önemlisidir.Okuldaki İngilizce derslerinde ya da haftada birkaç saatliğine gittiğimiz dil kurslarında edindiğimiz bilgiler kullanılmadığı takdirde hiçbir anlam ifade etmez.Bundan dolayı yabancı dilimizi teorinin esaretinden kurtarıp pratik ile onu özgürlüğe kavuşturmamız gerekir.Hem emin olun yaptığınız hatalar, ilerde gülerek hatırlayacağınız eğlenceli anılar olarak geri dönecektir size.Mesela ilk dil sınıfımdaki öğrencilerimden biri dersimizde okuma yaparken “village” kelimesini yazıldığı gibi telaffuz edince kendisi de dahil herkes kahkahalara boğulmuştu.Sonraki zamanlarda bu kelime ile her ne zaman karşılaşsalar ilk andaki eğlendirici etkisini koruduğunu görmek oldukça hoştu doğrusu.
Sözlük biz dil öğrenen kişilerin can yoldaşı gibidir.Sayfalarını kurcalamayı ve kitapların o kendine has kokusunu içinize çekmeye bayılıyorsanız hemen kanlı canlı bir sözlük almaya bakın. “Aman hocam,teknoloji çağında yaşıyoruz. Ansiklopedi ağırlığında bir sözlüğü sürekli yanımda taşıma zahmetine giremem doğrusu.”diyorsanız şayet cep telefonunuza bir sözlük uygulaması indirebilirsiniz. Örneğin benim telefonumda ,tıkandığım bir anda acil yardım ekipmanı olarak kendisine danıştığım ve çok da severek kullandığım bir uygulama bulunmakta.
Dilbilgisi konularına da takılıp kalmamanız hususunda uyarmam gerek sizi. Hiç kuşkusuz sağlam bir dilbilgisi önemlidir; ama bu dilbilgisi ile kendinizi boğmanız anlamına gelmiyor.Bu durum sizi dil öğrenmekten alıkoyacağı gibi ona karşı bir nefret duygusu geliştirmenize de sebep olabilir.İngilizce öğrenmek tıpkı çocukların anadilini öğrenme sürecinde olduğu gibi, onu duyarak,okuyarak ve kullanmaya çalışmakla mümkün olur.Tense’ler, bağlaçlar,ön ekler,son ekler,kökler ”dilciler”in işi.Bırakın üniversite hayallerini gerçeğe dönüştürebilmek için onlar bu konu üzerinde mesai harcasınlar.
Şarkı çevirileri yapın, alt yazılı filmler izleyin,sosyal medya aracılığı ile yabancı yaşıtlarınızla tanışarak onlarla iletişim kurun, onların yaşam biçimlerini,kültürünü tanıyın, yeni öğrendiğiniz kelime ve deyimleri post-it kağıtlarına yazarak odanızda gözünüze hemen ilişecek uygun bir yere asın gibi sıklıkla duyabileceğiniz daha pek çok tavsiye ekleyebiliriz bu listeye.Halbuki bu işin yolu kendimizi İngilizce’ye maruz bırakmaktan geçer daha çok.O, oldukça nazlı bir aşık gibidir.Ona beklediği ilgiyi göstermez, onu ihmal ederseniz o da size sırtını döner, sizi unutur gider.
Küresel bir ülke haline dönüşmükte olan günümüz dünyasında kendinize bir yer edinmek istiyorsanız yabancı dili yaşamaya gayret gösterin.Böylelikle ikinci, üçüncü bir yabancı dili öğrenmeniz ve edindiğiniz bu yeri sağlamlaştırmanız daha kolay olacaktır.
Sevgiyle ve İngilizce ile kalın…
Türkan KOLUDÖNMEZ
|
SecretPort
![]() Konu Sayısı: 6 Mesaj Sayısı: 64 |
|
hyat
![]() Konu Sayısı: 6 Mesaj Sayısı: 74 |